MSI üye olmak için tıklayınız.

Aciklama 4
Aciklama 5
Aciklama 6






Aciklama 3

Geomilitary



Rusya’nın Yeni Afganistan’ı: Çeçenistan

Kuzey Osetya’nın Beslan kentinde yaşanılan kanlı okul katliamıyla dünyanın gündemine bir kez daha gelen Çeçenistan’ın, Rusya açısından giderek ikinci bir Afganistan olma yolunda olduğu izleniyor.

Sovyetler Birliği, 1979 yılında, kendisine bağlı bir rejimi savunma ve güçlendirme amacıyla Afganistan’ı işgal etmiş, fakat 10 yıl süren kanlı bir süreçten sonra, bu ülkeyi, direnişçi aşırı dinci gruplara ve bu grupları destekleyen, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batılı ülkelere bırakarak geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Afganistan ile Çeçenistan’ı sosyo-kültürel açıdan birbirine benzer kılan ana faktör, her iki toplumun da “aşiret ağırlıklı” toplumlar olmasından kaynaklanıyor.Bu tür toplumlarda, tüm ekonomik ve siyasal kurumsallaşmalar aşiretler düzeyinde olduğu için, toplum, geleneksel olarak güçlü bir merkezi otoriteye alışık değildir. “Aşiret ağırlıklı” toplumlarda karar mekanizmaları, her biri kendi bölgesinde güçlü ve bu gücünü kullanmakta sınır tanımayan “ailelerin” aldıkları kararlara dayanmakta, bu yapılanma da, giderek toplumun bölgeselciliğe ve savaş çetelerine bölünmesine neden olmaktadır.

Çeçenistan’da da, aynı bir dönem Afganistan’da olduğu gibi, bazı aşiretler Rusya yanlısı olmakla birlikte, önemli bir çoğunluğu, bağımsızlıkçı, milliyetçi politikaların yanında durmaktadırlar. Bununla birlikte, Rusya’nın içinde bulunduğu durumu, Afganistan’daki kötü durumundan ayıran tek unsur, Çeçen halkının hangi aşirete bağlı olursa olsun, öncelikle, savaştan bıkmış olması ve savaşı körükleyen ayrılıkçı unsurları da en az Ruslar kadar zararlı bulmasıdır. Bu sosyo-psikoloji, Çeçen halkının önemli bölümünün, Rusya ile varılacak anlaşmalar çerçevesinde daha güvenlikli bir ülkede yaşama eğilimlerini de güçlendirmektedir. Rusya ise, Çeçen ayrılıkçı güçlere karşı kullandığı sınırsız askeri güce karşın belirgin bir üstünlük sağlayamamakla birlikte bu seçeneğini kullanamaz hale gelmektedir.

Rusya’daki Putin yönetiminin, Çeçenistan sorununu sadece silah kullanarak çözmeye çalışmasını eleştirenler, haklı olarak, ülkenin bugün yaşadığı büyük yıkımın ve diğer Kafkasya cumhuriyetlerine dönük olarak yaşanılan Çeçen göçünün yarattığı ağır istikrarsızlığı işaret etmektedirler.

Oysa, Rusya açısından durum tıpkı Afganistan gibidir: Rusya kiminle anlaşma imzalayacak? Bu anlaşmanın tutarlı şekilde uygulanmasını kim sağlayacak? Bölgede kalıcı çözümler varılacak bir anlaşmayla gerçekten çözümlenecek mi? Örneğin, Putin yönetiminin, bugün sürgündeki Aslan Meşhedov’un İçkale hükümeti ile anlaşma yapması halinde, diğer Çeçen aşiretleri bu anlaşmayı kabul edip, tüm maddelerinin yaşama geçirilmesi için yardımcı olabileceklerini kim söyleyebilir?

Çeçen direnişi. Bugün ülke çapında aşiretlere, savaş baronlarına ve bazı örgütlerin liderlerine dayanan, fakat birbirinden kopuk bir nitelik taşımaktadır. Meşhedov’un imzaladığı bir anlaşmanın terör eylemlerinin sorumluluğunu üstlenen Şamil Basayev gibi bir direnişçi tarafından kabul edileceğini de kimse garanti edememektedir.

Aslında gelişmeler de endişe vericidir: Çeçen halkı ile akrabalığı olan İnguş bölgesi, artık ayrılıkçı hareketlerin yeni merkezi olma yolundadır. Dağıstan ise, aşiretler arasındaki çatışmaların kanlı sahnesi halindedir. Kabartay-Balkarya Özerk Cumhuriyeti’nden ise direnişçiler ile hükümet kuvvetleri arasındaki çatışmaların makineli tüfek sesleri gelmektedir.

Moskova’nın Çeçenistan’a sağlayacağı geniş tabanlı bir özerkliğin, bütün Kafkasya’daki ayrılıkçı hareketlerin umutlanmasına yol açacağını, Moskova da görebilmektedir.

Rusya, 29 Ağustos 2004 günü yapılan seçimlerle, öldürülen başkan Ahmet Kadirov’un ülkedeki genç silahlı milislerin önemli bir bölümünü elinde tutan aşiretine bağlı, fakat halk arasında hiçbir siyasi gücü olmayan Ali Alkanov’u devlet başkanı seçtirerek, bölgede ne kadar kısıtlı siyasi güce sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Moskova’nın, Çeçenistan’ın tüm petrol gelirlerini, kuruşuna dokunmadan, ülkenin alt yapı yenilenmesi için Alkanov yönetimine aktarması bile, yeni Çeçen yönetiminin halk arasındaki desteğinin artması sonucunu vermemiştir.

Rusya artık, Çeçenistan’da, askeri gücü sonuna kadar kullanarak Çeçen halkını sonsuza kadar kaybetme veya anlaşma yaparak tüm Kafkasya’daki varlığını sonlandırma riskiyle karşı karşıyadır. Her iki gelişme de, Rusya’yı Gürcistan-Azerbaycan üzerinden çevrelemeye çalışan ve Hazar petrollerindeki payını artıran Amerika açısından beklenilen bir gelişmedir. Göstergeler, Rusya’nın, tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Çeçenistan’da da adım adım beklenilen sona ilerlediği yönündedir.

Bu haber 2368 defa okunmuştur.

:: Bu haberi Arkadaşına Gönder ::