Geomilitary
Rusya’nın Yeni Afganistan’ı: Çeçenistan
Kuzey Osetya’nın Beslan kentinde yaşanılan kanlı okul
katliamıyla dünyanın gündemine bir kez daha gelen Çeçenistan’ın,
Rusya açısından giderek ikinci bir Afganistan olma yolunda
olduğu izleniyor.
Sovyetler Birliği, 1979 yılında,
kendisine bağlı bir rejimi savunma ve güçlendirme amacıyla
Afganistan’ı işgal etmiş, fakat 10 yıl süren kanlı bir
süreçten sonra, bu ülkeyi, direnişçi aşırı dinci gruplara
ve bu grupları destekleyen, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak
üzere Batılı ülkelere bırakarak geri çekilmek zorunda
kalmıştı.
Afganistan ile Çeçenistan’ı
sosyo-kültürel açıdan birbirine benzer
kılan ana faktör, her iki toplumun da “aşiret ağırlıklı”
toplumlar olmasından kaynaklanıyor.Bu tür
toplumlarda, tüm ekonomik ve siyasal kurumsallaşmalar aşiretler
düzeyinde olduğu için, toplum, geleneksel olarak güçlü bir merkezi
otoriteye alışık değildir. “Aşiret
ağırlıklı” toplumlarda karar mekanizmaları, her biri
kendi bölgesinde güçlü ve bu gücünü kullanmakta sınır tanımayan
“ailelerin” aldıkları kararlara dayanmakta, bu yapılanma da,
giderek toplumun bölgeselciliğe ve savaş çetelerine bölünmesine neden
olmaktadır.
Çeçenistan’da da, aynı bir dönem
Afganistan’da olduğu gibi, bazı aşiretler Rusya
yanlısı olmakla birlikte, önemli bir çoğunluğu,
bağımsızlıkçı, milliyetçi politikaların
yanında durmaktadırlar. Bununla birlikte, Rusya’nın içinde
bulunduğu durumu, Afganistan’daki kötü durumundan ayıran tek unsur,
Çeçen halkının hangi aşirete bağlı olursa olsun,
öncelikle, savaştan bıkmış olması ve savaşı
körükleyen ayrılıkçı unsurları da en az Ruslar kadar
zararlı bulmasıdır. Bu sosyo-psikoloji, Çeçen halkının önemli bölümünün, Rusya ile varılacak
anlaşmalar çerçevesinde daha güvenlikli bir ülkede yaşama
eğilimlerini de güçlendirmektedir. Rusya ise, Çeçen
ayrılıkçı güçlere karşı kullandığı
sınırsız askeri güce karşın belirgin bir üstünlük
sağlayamamakla birlikte bu seçeneğini kullanamaz hale gelmektedir.
Rusya’daki Putin
yönetiminin, Çeçenistan sorununu sadece silah
kullanarak çözmeye çalışmasını eleştirenler,
haklı olarak, ülkenin bugün yaşadığı büyük
yıkımın ve diğer Kafkasya cumhuriyetlerine dönük olarak
yaşanılan Çeçen göçünün yarattığı ağır
istikrarsızlığı işaret etmektedirler.
Oysa, Rusya açısından durum
tıpkı Afganistan gibidir: Rusya kiminle anlaşma imzalayacak? Bu
anlaşmanın tutarlı şekilde uygulanmasını kim
sağlayacak? Bölgede kalıcı çözümler varılacak bir
anlaşmayla gerçekten çözümlenecek mi? Örneğin, Putin
yönetiminin, bugün sürgündeki Aslan Meşhedov’un İçkale hükümeti ile anlaşma yapması halinde,
diğer Çeçen aşiretleri bu anlaşmayı kabul edip, tüm
maddelerinin yaşama geçirilmesi için yardımcı olabileceklerini
kim söyleyebilir?
Çeçen direnişi. Bugün ülke çapında
aşiretlere, savaş baronlarına ve bazı örgütlerin
liderlerine dayanan, fakat birbirinden kopuk bir nitelik
taşımaktadır. Meşhedov’un
imzaladığı bir anlaşmanın terör eylemlerinin
sorumluluğunu üstlenen Şamil Basayev gibi
bir direnişçi tarafından kabul edileceğini de kimse garanti
edememektedir.
Aslında gelişmeler de endişe
vericidir: Çeçen halkı ile akrabalığı olan İnguş bölgesi, artık
ayrılıkçı hareketlerin yeni merkezi olma yolundadır. Dağıstan
ise, aşiretler arasındaki çatışmaların kanlı sahnesi halindedir. Kabartay-Balkarya Özerk Cumhuriyeti’nden ise direnişçiler ile hükümet kuvvetleri
arasındaki çatışmaların makineli tüfek sesleri gelmektedir.
Moskova’nın Çeçenistan’a
sağlayacağı geniş tabanlı bir özerkliğin, bütün
Kafkasya’daki ayrılıkçı hareketlerin umutlanmasına yol
açacağını, Moskova da görebilmektedir.
Rusya, 29 Ağustos 2004 günü yapılan
seçimlerle, öldürülen başkan Ahmet Kadirov’un ülkedeki genç silahlı milislerin önemli bir bölümünü elinde tutan
aşiretine bağlı, fakat halk arasında hiçbir siyasi gücü olmayan Ali Alkanov’u devlet başkanı
seçtirerek, bölgede ne kadar kısıtlı siyasi güce sahip
olduğunu bir kez daha göstermiştir. Moskova’nın, Çeçenistan’ın tüm petrol gelirlerini, kuruşuna
dokunmadan, ülkenin alt yapı yenilenmesi için Alkanov
yönetimine aktarması bile, yeni Çeçen yönetiminin halk arasındaki
desteğinin artması sonucunu vermemiştir.
Rusya artık, Çeçenistan’da,
askeri gücü sonuna kadar kullanarak Çeçen halkını sonsuza kadar
kaybetme veya anlaşma yaparak tüm Kafkasya’daki
varlığını sonlandırma riskiyle karşı
karşıyadır. Her iki gelişme de, Rusya’yı
Gürcistan-Azerbaycan üzerinden çevrelemeye çalışan ve Hazar
petrollerindeki payını artıran Amerika açısından
beklenilen bir gelişmedir. Göstergeler, Rusya’nın, tıpkı
Afganistan’da olduğu gibi Çeçenistan’da da
adım adım beklenilen sona ilerlediği
yönündedir.
Bu haber 2368 defa okunmuştur.
:: Bu haberi Arkadaşına Gönder ::
