Geomilitary
Azerbaycan
Azerbaycan’da, iktidarı babası Haydar Aliyev’den alan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in, coğrafi konumu ve sahip olduğu
yaklaşık yüz milyar varillik petrol rezervleri ile dünyanın en
stratejik ülkelerinden biri olarak adlandırılan ülkesini giderek
“Dengeli Strateji” adı verilen yeni bir rotaya sokması dikkat
çekiyor.
Türkiye’nin eski Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel ile Azerbaycan’ı bugünlere hazırlayan eski lider Haydar Aliyev arasında kurulmuş tarihi dostluğa
dayandığı anlaşılan Türkiye-Azerbaycan
ilişkilerinde belirgin bir gerileme yaşanırken, oğul Aliyev’in yeni stratejisini, özellikle Rusya-İran
ekseninde oturtması dikkat çekiyor.
Bakü’deki uzmanlar, Türkiye’nin
Azerbaycan’daki diplomatik/askeri ağırlığını
azaltırken, şu dört unsur arasında ciddi bir diplomatik
savaşın sürdüğünü belirtiyorlar: ABD, Rusya, Alman-Fransız
İttifakı ve İran.
İlham Aliyev,
iktidar koltuğuna oturduğunda, NATO ile ilişkilerini Türkiye
üzerinden yoğunlaştıran ve giderek komşusu
İran’ın tüm tedirginliklerine karşın Amerika’ya
yaklaşan bir Azerbaycan bulmuştu. Bununla beraber, Azerbaycan’ın
ulusal stratejilerini şu ana noktalar üzerine oturttu:
1. Hazar Denizi mülkiyet sorununun Azerbaycan’dan
hak kopartmadan çözülmesi,
2. Stratejik Bakü-Ceyhan
petrol boru hattının uluslararası güvenliğinin
sağlanması,
3. Herhangi bir yabancı güce ekonomik ve
askeri bağımlılık yaşanmaması,
4. Dağlık Karabağ
sorununun Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü korunarak çözülmesi,
mültecilerin tekrar topraklarına dönmesi.
İlham Aliyev,
yürürlüğe koyduğu “Denge Stratejisi” çerçevesinde, Hazar Denizi ve Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı güvenliğinin
sağlanması konularını, doğrudan Amerikan yönetimiyle
çözmeye çalıştı. Ülkenin petrol başta tüm sektörlerinde
kalkınmasını amaçlayan yabancı sermaye
yatırımlarına açılım politikasını ise
Fransız-Alman İttifakı ile yürütmeyi tercih etti.
Fakat, gerek Amerika’nın gerek
Fransız-Alman İttifakı’nın, Dağlık Karabağ sorununda Azerbaycan’ın beklediği
kesin adımları atamamaları “Denge Stratejisi”nde
ağırlığın Rusya-İran çizgisine doğru
kaymasına neden oldu. Amerikan yönetimi, ülkesindeki Ermeni lobisinin
etkisiyle, Alman-Fransız İttifakı ise, Kosova’nın yeniden
Sırbistan’a verilmesine karşı çıkmaları nedeniyle
Dağlık Karabağ’daki Ermeni
işgalinin sonlandırılması ve bu toprakların yeniden
Azerbaycan’a verilmesi yönünde girişimde bulunamadılar.
Buna karşılık, Bakü
ile ilişkilerini her geçen gün artıran İran’ın, ilk kez,
Dağlık Karabağ sorununun
Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmesi
gerektiğini açıklaması, Rusya’nın da, zaten stratejik
işbirliği içinde olduğu Ermenistan’a önemli politika
değişiklikleri gerçekleştirtebileceğine
ilişkin beklentiler Bakü’nün politikalarına
yansıdı.
İlham Aliyev, bu
denge politikası çerçevesinde, İran ve Rusya’nın rahatsız
olduğu bir gelişmeyi, Amerikan askerlerinin Azerbaycan’da uzun süreli
konuşlanması konusunu, parlamentodan
çıkarttırdığı, ülke topraklarının tüm
yabancı askeri unsurları kapatılması kanunuyla durdurdu. Buna
karşılık, Rusya’ya stratejik bir radar üssü kurması için izin
verdi.
Ermeni subayların katılacağı
gerekçesiyle Bakü’de gerçekleştirilecek bir NATO
tatbikatını iptal eden Aliyev, “Amerikan
yanlısı” olarak tanımlanan Ulusal Güvenlik Bakanı
Namık Abbasov’un yerine Rusya ile yakın
güvenlik işbirliğinden yana Elman Kamberov’u
getirdi.
Washington, İlham Aliyev’in
babasından miras kadroların yerine, çoğunluğu Rusya’da
öğrenim görmüş ve Azerbaycan’ın stratejik dengelerini Moskova
ile yakın işbirliğinde bulan gençleri getirmesini şimdilik
izliyor. Gözlemciler, şu anda Bakü’de zemin
kazanmaya çalışan hiçbir gücün tek başına
şansının olmadığında birleşiyorlar. Bununla
birlikte, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in,
son Astana toplantısından da Dağlık Karabağ
için elle tutulur bir sonuç çıkmaması üzerine, “gerekirse sorunu
silahla çözeriz” demesi ve Azerbaycan’ın Ukrayna ve Pakistan ile silah
alım anlaşmaları yaptığının
anlaşılması bölgedeki gerginliğin tırmanmasına da
neden oldu.
Anlaşılan, Dağlık Karabağ sorunu, Azerbaycan gibi stratejik ve elde
edeceği petrol gelirleriyle önümüzdeki dönemde bir bölge gücü
noktasına tırmanması beklenen bir ülke için ana politika sorunu
oldukça, Bakü, dünya güçleri önünde çok geniş
bir manevra alanı bulabilecek.
Bu haber 3387 defa okunmuştur.
:: Bu haberi Arkadaşına Gönder ::
