Geomilitary
İran_ “Bush Tahran’da Kendi Düşmanını Şimdi Yarattı...”
İran, yürütmekte olduğu nükleer programa
dönük baskılar arttıkça, yeni ve kendi iç siyaseti
açısından artan tedirginliğe yol açan bir gelişme ile
karşı karşıya kaldı. Daha çok gençlerden oluşan ve
İslami kuralların tavizsiz uygulanmasını öngören hareket
İran iç siyasetini kontrol altına almaya başladı.
İran’ın “yeni muhafazakarları” (neo-cons) olarak
adlandırılan bu grup, Abadgaran
(İslami İran’ın İlerlemecileri) adının geniş
şemsiyesi altında çalışmalarını yürütüyor.
Uzmanlar, Abadgaran’ın İran iç siyasetinde güçlenmesinin, Ortadoğu-Kafkasya çizgisindeki
stratejik bölgede yükselen gerginlikler ve giderek kaosa
dönüşebilecek bir uluslararası ortam anlamına geldiğini özellikle
vurguluyor.
İran’ın “neo-con”ları, özellikle İran parlamentosunu son
dönemde artan bir şekilde radikal ve sertlik yanlısı
kanunların çıkarılmasına zorlamalarıyla dikkat çekiyor.
Abadgaran’ın, yabancı sermayenin
İran’a yaptığı yatırımları
zorlaştırıcı, hükümeti yabancı şirketler ile pazarlık
yapmaktan alıkoyan ve özelleştirme programını askıya
alan kanunları çıkartması, Tahran’daki klasik güçler
mücadelesinin çok ötesinde gelişmeler olduğunu işaret ediyor.
Bu gelişmenin ilk sonucu ise İran
Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin, önemli
ekonomik anlaşmalar imzalamayı planladığı Türkiye
seyahatini ertelemesi oldu.
Bir İran-Fransız ortak
yatırımı olan Renault-Pars otomotiv grubunun İran’daki
Başkanı Andreas Gabriel,
Paris’te Reuters’e yaptığı açıklamada, İran
parlamentosunca kabul edilen kanunun, “yumuşatılması” halinde
bile ülkenin dış ekonomik ilişkilerine çok büyük bir darbe
vuracağını savundu.
Abadgaran, bugün İran’da
sadece Hatemi yanlısı reformistleri
değil, 1979 yılındaki Humeyni Devrimi’nin kadrosu olarak, reform
yanlılarına karşı mücadele eden geleneksel sertlik
yanlılarını (Eski Tüfekler- Old Guards) da şaşırtmış durumda.
Aradan geçen yıllar içinde, “devrim ruhu” ciddi şekilde
hafiflemiş olan bu grup bile, Abadgaran’ın
tüm ekonomiyi “devletleştiren”, güçlü ve totaliter merkezi siyasi otoritenin
yaşamın tüm alanına müdahale etmesinin yolunu açan ve
“kuşkuculuğa dayanan dış politika” üreten hareketini
kaygıyla izliyor.
Muhafazakar eğilimleri ile
tanınan Risalet gazetesinde yayınlanan bir makalade, “Devrim Muhafızları’nın da Abadgaran’ın izlemeye çalıştığı politikaların İran’ı
tehlikeli bir sürece sokacağını belirttiklerinin” altı
çizildi. Buna karşılık, büyük çoğunluğu Devrim
Muhafızları Örgütü’nün komutanlarından oluşan Abadgaran’ın İran İslam Devrimi’nin tam
anlamıyla korunması için siyasi yapılanmada köklü bir
“kuşak değişimine” ihtiyaç duyulduğuna inanması
gerginliği tırmandırıyor. Genç bir kadro olarak, ülkede
artan reform yanlılarına karşı kamuoyunun önemli bir bölümünün
desteğini sağlayacağına inanan Abadgaran’ın,
saldırgan politikalara yönelmesi de yakından izleniyor.
Uzmanlara göre Abadgaran’ın
yükselişinin temelinde iki ana neden var:
1. Hatemi’nin
politikaları sonucunda, ülkedeki reform yanlılarının her
geçen gün biraz daha güçlenmesi, özellikle İran gençliğinin
desteğini sağlaması,
2. Washington’daki Bush yönetiminin izlediği
politikaların giderek, “Tahran’da bir rejim değişikliğini”
hedeflediğinin anlaşılması.
Bu gelişmeler, bir anda Tahran’da iki
karşı gelişmenin doğmasına neden oldu:
1. “Eski Tüfekler”, İran gençliği içinde
yaşanılan reform yanlısı harekete karşı
ağırlığını koyması için genç muhafazakarları yüreklendirip, onlara siyasi anlamda
“yol verdiler”,
2. Bush yönetiminin politikalarının,
ülkenin ekonomisinde istikrarsızlık yaratmak olduğu
düşüncesinden yola çıkılarak, parlamentoda ekonomide
devletçiliğe dönüş işareti veren kanunların
çıkarılması sağlandı.
İran şu anda, reform hareketinin ciddi
yaralar aldığı bir süreçten geçiyor. Buna
karşılık muhafazakar kesim, Abadgaran’ı kullanarak parlamentodan başlayarak
devlet kurumlarının tümünde yeniden yapılanma ve güçlenme
eğilimine girmiş durumda. Tahran’daki güvenilir kaynaklar, Abadgaran’ın, Hatemi’nin
Ulaştırma Bakanı Ahmet Hürrem’den başlayarak pek çok reform
yanlısı siyasetçinin siyasi yaşamlarına son vermenin de
peşinde olduğunu vurguluyorlar.
Abadgaran’ın bu yükselişi, esas
olarak, Washington’daki Bush yönetimini yönlendiren Amerikan “neo-con”larına
karşılık, İran “neo-con”larının yükselişi anlamına geliyor.
Bunun, ilk örneği, Abadgaran’ın, İran
yönetimini, ülkenin nükleer programına dönük Amerikan baskısı
arttıkça, “nükleer silahların yayılmasını önleme
anlaşmasından çekilmeye” dönük baskı altına alması oldu.
Yapılan analizler, İran’daki reform
hareketinin veya Cumhurbaşkanı Hatemi’nin Abadgaran’ın yükselişini önleme yeteneğinde
olmadığı yönünde. Tahran’ın iç siyasetinin geleceği ve
bunun doğal uzantısı olarak bütün Ortadoğu-Kafkasya
stratejik bölgesinin önümüzdeki yıllardaki durumu, 1979 devriminin Eski
Tüfekleri’nin, Abadgaran’a ne ölçüde destek
verecekleriyle bağlantılı.
Bu haber 3845 defa okunmuştur.
:: Bu haberi Arkadaşına Gönder ::
