MSI üye olmak için tıklayınız.

Aciklama 4
Aciklama 5
Aciklama 6






Aciklama 3

Geomilitary



İran_ “Bush Tahran’da Kendi Düşmanını Şimdi Yarattı...”

İran, yürütmekte olduğu nükleer programa dönük baskılar arttıkça, yeni ve kendi iç siyaseti açısından artan tedirginliğe yol açan bir gelişme ile karşı karşıya kaldı. Daha çok gençlerden oluşan ve İslami kuralların tavizsiz uygulanmasını öngören hareket İran iç siyasetini kontrol altına almaya başladı.

İran’ın “yeni muhafazakarları” (neo-cons) olarak adlandırılan bu grup, Abadgaran (İslami İran’ın İlerlemecileri) adının geniş şemsiyesi altında çalışmalarını yürütüyor.

Uzmanlar, Abadgaran’ın İran iç siyasetinde güçlenmesinin, Ortadoğu-Kafkasya çizgisindeki stratejik bölgede yükselen gerginlikler ve giderek kaosa dönüşebilecek bir uluslararası ortam anlamına geldiğini özellikle vurguluyor.

İran’ın “neo-con”ları, özellikle İran parlamentosunu son dönemde artan bir şekilde radikal ve sertlik yanlısı kanunların çıkarılmasına zorlamalarıyla dikkat çekiyor. Abadgaran’ın, yabancı sermayenin İran’a yaptığı yatırımları zorlaştırıcı, hükümeti yabancı şirketler ile pazarlık yapmaktan alıkoyan ve özelleştirme programını askıya alan kanunları çıkartması, Tahran’daki klasik güçler mücadelesinin çok ötesinde gelişmeler olduğunu işaret ediyor.

Bu gelişmenin ilk sonucu ise İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin, önemli ekonomik anlaşmalar imzalamayı planladığı Türkiye seyahatini ertelemesi oldu.

Bir İran-Fransız ortak yatırımı olan Renault-Pars otomotiv grubunun İran’daki Başkanı Andreas Gabriel, Paris’te Reuters’e yaptığı açıklamada, İran parlamentosunca kabul edilen kanunun, “yumuşatılması” halinde bile ülkenin dış ekonomik ilişkilerine çok büyük bir darbe vuracağını savundu.

Abadgaran, bugün İran’da sadece Hatemi yanlısı reformistleri değil, 1979 yılındaki Humeyni Devrimi’nin kadrosu olarak, reform yanlılarına karşı mücadele eden geleneksel sertlik yanlılarını (Eski Tüfekler- Old Guards) da şaşırtmış durumda. Aradan geçen yıllar içinde, “devrim ruhu” ciddi şekilde hafiflemiş olan bu grup bile, Abadgaran’ın tüm ekonomiyi “devletleştiren”, güçlü ve totaliter merkezi siyasi otoritenin yaşamın tüm alanına müdahale etmesinin yolunu açan ve “kuşkuculuğa dayanan dış politika” üreten hareketini kaygıyla izliyor.

Muhafazakar eğilimleri ile tanınan Risalet gazetesinde yayınlanan bir makalade, “Devrim Muhafızları’nın da Abadgaran’ın izlemeye çalıştığı politikaların İran’ı tehlikeli bir sürece sokacağını belirttiklerinin” altı çizildi. Buna karşılık, büyük çoğunluğu Devrim Muhafızları Örgütü’nün komutanlarından oluşan Abadgaran’ın İran İslam Devrimi’nin tam anlamıyla korunması için siyasi yapılanmada köklü bir “kuşak değişimine” ihtiyaç duyulduğuna inanması gerginliği tırmandırıyor. Genç bir kadro olarak, ülkede artan reform yanlılarına karşı kamuoyunun önemli bir bölümünün desteğini sağlayacağına inanan Abadgaran’ın, saldırgan politikalara yönelmesi de yakından izleniyor.

Uzmanlara göre Abadgaran’ın yükselişinin temelinde iki ana neden var:

1. Hatemi’nin politikaları sonucunda, ülkedeki reform yanlılarının her geçen gün biraz daha güçlenmesi, özellikle İran gençliğinin desteğini sağlaması,

2. Washington’daki Bush yönetiminin izlediği politikaların giderek, “Tahran’da bir rejim değişikliğini” hedeflediğinin anlaşılması.

Bu gelişmeler, bir anda Tahran’da iki karşı gelişmenin doğmasına neden oldu:

1. “Eski Tüfekler”, İran gençliği içinde yaşanılan reform yanlısı harekete karşı ağırlığını koyması için genç muhafazakarları yüreklendirip, onlara siyasi anlamda “yol verdiler”,

2. Bush yönetiminin politikalarının, ülkenin ekonomisinde istikrarsızlık yaratmak olduğu düşüncesinden yola çıkılarak, parlamentoda ekonomide devletçiliğe dönüş işareti veren kanunların çıkarılması sağlandı.

İran şu anda, reform hareketinin ciddi yaralar aldığı bir süreçten geçiyor. Buna karşılık muhafazakar kesim, Abadgaran’ı kullanarak parlamentodan başlayarak devlet kurumlarının tümünde yeniden yapılanma ve güçlenme eğilimine girmiş durumda. Tahran’daki güvenilir kaynaklar, Abadgaran’ın, Hatemi’nin Ulaştırma Bakanı Ahmet Hürrem’den başlayarak pek çok reform yanlısı siyasetçinin siyasi yaşamlarına son vermenin de peşinde olduğunu vurguluyorlar.

Abadgaran’ın bu yükselişi, esas olarak, Washington’daki Bush yönetimini yönlendiren Amerikan “neo-con”larına karşılık, İran “neo-con”larının yükselişi anlamına geliyor. Bunun, ilk örneği, Abadgaran’ın, İran yönetimini, ülkenin nükleer programına dönük Amerikan baskısı arttıkça, “nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasından çekilmeye” dönük baskı altına alması oldu.

Yapılan analizler, İran’daki reform hareketinin veya Cumhurbaşkanı Hatemi’nin Abadgaran’ın yükselişini önleme yeteneğinde olmadığı yönünde. Tahran’ın iç siyasetinin geleceği ve bunun doğal uzantısı olarak bütün Ortadoğu-Kafkasya stratejik bölgesinin önümüzdeki yıllardaki durumu, 1979 devriminin Eski Tüfekleri’nin, Abadgaran’a ne ölçüde destek verecekleriyle bağlantılı.

Bu haber 3845 defa okunmuştur.

:: Bu haberi Arkadaşına Gönder ::


Ardan ZENTÜRK